ICO nedir?

ICO, Blockchain ve cyrptocurrency sektörlerinde yeni çıkan bir kitle fon oluşturma konseptidir.

ICO’nun açılımı Initial Coin Offering’dir. Bir şirketin fon oluşturma amacıyla kendi cryptocurrency’sini piyasaya sürdüğü, zaman zaman “toplu satış”(crowdsale) adı da verilen bir etkinliktir. Genellikle, şirket belli bir miktarda crypto-token’i piyasaya sürer ve bu tokenleri hedeflenen kitleye satar. Satışlar en yaygın haliyle Bitcoin karşılığında yapılır ancak itibari para(fiat) karşılığında da satılabilir.

Etkinliğin sonunda ise şirket, geliştirmek istediği ürünün üretimi için gerekli sermayeyi, satın alan insanlar da crypto-tokenlardan hisselerini elde ederler. Ayrıca, bu hisselerin tam mülkiyetlerine de sahip olurlar.

Başarıyla sonuçlanan pek çok ICO oldu mu?

Elbette, bunun pek çok örneği vardır.

Bir ICO başlatan ilk proje Mastercoin olmuştur. 2013 yılında, kendi tokenlarını satarak 5 milyon dolar değerinde Bitcoin elde etmeyi başardı ve pek çok diğer şirket de bunu örnek aldı; sırasıyla 2014 yılında 18 milyon doları aşan ve2016 yılında 16 milyon doları aşan miktarlar toplayan Ethereum ve Waves gibi.

Ürün talep gördüğü ve üzerinde çalışan sağlam bir ekip olduğu müddetçe ICO, crypto projelerine tam gaz vermek(kickstart) için etkili ve kanıtlanmış bir yöntemdir.

ICO’yu IPO’dan ayıran şey nedir?

ICO(Initial Coin Offering) ve IPO(Initial Public Offering) konseptleri arasında gerçekten çok benzer yönler olduğu gibi bazı temel farklılıklar da vardır.

Bir örnek vermek gerekirse, bir IPO süresince piyasaya sürülen hisselerin mülkiyeti her zaman piyasaya süren firmaya aittir. Ancak, normal şartlar altında, bir ICO süresince halka satılan crypto tokenlarda böyle bir durum söz konusu değildir. Bazı projelerde, crypto-tokenlar yönetime katılma haklarını devretmekte kullanılabilirler (tek elde toplanan token hisseleri daha fazla yönetim hakkı demek), ancak genel anlamda baktığımızda bu tokenlar başka para birimleriyle takasını gerçekleştirebileceğiniz ve başka kullanıcılara gönderebileceğiniz bir para biriminden ibarettir.

Diğer önemli bir fark ise IPO’ların hükümetler tarafından büyük çaplı düzenlemelere tabii tutulmasıdır. Bu da, hisse sahibi bir şirketin hisselerini piyasaya sürmeden önce önemli miktarda evrak işleri halletmesini gerektiriyor. Ayrıca bu durum, itaatsizlik durumlarında sert sonuçları da beraberinde getiriyor. Bunun aksine, cryptocurrency ile kitle fon oluşturmak yeni bir faaliyet alanıdır ve hükümet düzenlemelerine tabii değildir. Bu da, herhangi bir projenin çok küçük çapta hazırlıklarla istediği zaman bir ICO başlatabileceği ve isteyen herkesin, hangi ülkede yaşıyor olursa olsun, bu projede yer alabileceği ve parasal katkıda bulunabileceği anlamına geliyor. Bu liberal ortam, daha tutucu olan IPO’lar ile kıyaslandığında hem yeni fırsatları hem de yeni riskleri beraberinde getiriyor.

ICO crypto tokenları başka ne işe yarar?

Projenin kendisine bağlı.  Projelerin bazen fazladan özellikleri olabilir.

Buna iyi bir örnek Storjcoin’dir. Storjcoin’ler,ICO’su süresince Storj.io tarafından piyasaya sürülmüş crypto-tokenlardır. Storj.io merkezsizleştirilmiş bir bulut depolama sistemi girişimidir, ve asıl ürünleri piyasaya çıktığında kullanıcılar, sanki tıpkı sıradan bir coinmiş gibi coinlerini sadece diğer kullanıcılarla takas edebilmenin yanı sıra Storjcoinleri’ni bu depolama sisteminde harcayabilme olanağına da sahip olacaklar. Öne çıkan diğer bir örnek ise Ethereum’dur (Her türden merkezsizleştirilmiş uygulamanın geliştirilmesi için dizayn edilmiş bir platform). Firmanın Ether adı verilen tokenları, zaten platformda mevcut olan uygulamaların faaliyetlerini sürdürmek için aktif olarak kullanılmaktadır.

Teorik açıdan bakıldığında, ICO tokenları hemen herşey için kullanılabilir, Ethereum örneğinde görüldüğü gibi. Kullanım alanları ise projenin kapsamına göre değişir.

ICO’dan benim karım ne olur?

Bir ICO’da yer almanın pek çok muhtemel faydası vardır. Bariz olanı sizin bir firmaya ürününü çıkarması için destekte bulunmanız. Ayrıca ICO tokenlarını satın aldıktan sonra geri  satarak kar elde etme ihtimali de vardır.

Kickstarter örneğinde olduğu gibi, her bir ICO katılımcısının temel amacı kendilerince ilginç ve cazip görünen bir projeye fon sağlanmasında yardımcı olmaktır. Ancak, bu süreçte fazladan bir kar elde etme fırsatı da vardır.

Çoğu durumda, bir ICO süresince satılan crypto-tokenlar Bitcoin veya Amerikan doları cinsinden sabit bir fiyata satılır. Bu fiyat ise topluluğun firmanın ilerleyen bir zamanda tamamlanmış bir ürünü piyasaya sürmelerine yönelik inançlarından başka hiç birşeye dayandırılamaz, o yüzden oldukça düşüktür. Proje geliştirildikten ve piyasaya sürüldükten sonra, tokenların değeri somut ve çalışan bir ürün tarafından güvence altına alınmış olur. Bu da hemen her zaman fiyatlarda artışa yol açar. Böyle olunca da asıl destekçiler tokenlarını önemli bir kara satabilirler.

Örnek verecek olursak, Ethereum’un 2014 yılındaki ICO’su süresince, tokenlar birim fiyatı $0.3 ve        $ 0.4 arasında değişen fiyatlara satılıyordu. Projenin ana platformunun 2015 yılında piyasaya sürülmesinden sonra ise her tokenın fiyatı $19.42 değerlerine kadar ulaşan önemli artışlar görmüştür. Bu da en şanslı katılımcılardan bazılarının %6000’in üzerinde yatırım getirisi elde edebildiği anlamına gelir.

Ancak, aklınızda bulunsun ki bu işte kar garantisi yoktur. Bir ICO etkinliği başarısız olabilir ve böyle bir durumda da yapılan bütün katkılar sahiplerine iade edilir. Başarılı olsa bile, geliştiricilerin bir nihai ürün sunamaması ve token fiyatlarının hiç artmaması gibi bir ihtimal her zaman vardır. Bu, bir etkinliğe katkıya bulunmaya kadar vermeden önce her ICO katılımcısının göz önünde bulundurması gereken bir risktir.

Kendi ICO’larını başlatan projeleri nerden bulabilirim?

Bir ICO etkinliğini bulmayı ve etkinliğe katılmayı olabildiğince kolay hale getirmeye adanmış platformlar mevcuttur. Bu platformlara Waves, ICO Bazaar ve bize ait olan ICO Calendar da dahildir.

Pek çok Blockchain projesi kendi ICO’larını kendi web sitelerinden duyurup başlatıyolar. Bu da, aslında, etkinliğin sadece kısıtlı bir kesime sergilenmesine sebep olduğu için sadece ikinci bir opsiyon olarak düşünülebilir; Sadece kendi sayfanızdan duyuru yapıp bir sürü insanın görmesini bekleyemezsiniz.

Bu yüzden de insanlar, değişik girişimlerin ICO etkinliklerini bir araya getiren platformlar oluşturdular, tıpkı Blockchain platformunda olmayan projeler için kurulmuş Kickstarter ya da Indiegogo gibi.

Ironik bir şekilde de, bu platformlardan bazıları için kendi ICO’ları aracılığıyla fon oluşturulmuştur. Bunlara örnek olarak;

  • Waves
  • ICONOMI
  • State of the Dapps (Ethereum platformunda)

verilebilir.

Bu projelerin sahipleri paramı alıp kaçmazlar mı?

Her ne kadar ülkeden ülkeye değişse de hükümetler tarafından sağlanan garanti ya çok azdır ya da hiç yoktur. Ancak, şimdiye kadar kendi ICO etkinliklerini düzenleyen şirketler katılımcılara yönelik güven oluşturmak ve şeffaflık sağlamak amacıyla kendilerine yönelik kısıtlamalar getirmişlerdir.

İlk ICO’lar doğal olarak çok az kural ve kısıtlamalar olduğu için en doğaçlama şekilde yapılanlardı. Ancak kısa zamanda Blockchain girişim sahipleri farkettiler ki hükümet düzenlemeleri olmadığı için, topluluğun güvenini ve böylece de yeterli katkı akışını garanti altına alacak şartları düzenleme görevi kendilerine düşüyordu.

Kendilerine uyguladıkları kısıtlamalardan bazıları şunlardır:

  • Topluluğun yaptığı katkıları emanet cüzdanlarda saklamak. Bu emanet cüzdanlarda bulunan fonlara erişim sağlamak için cüzdan sahipleri bir kaç tane özel şifre kullanmak zorunda. Bu şifrelerden biri genellikle projenin gelişimine dahil olmayan güvenilir bir üçüncü şahsa aittir.
  • Şirketin bir tüzel kişiliğe sahip olması ve ICO için bir dizi şart ve koşullar belgesi oluşturulması.

İyice düşünülmüş bir etkinliğe güzel bir örnek olan Humaniq’in gelecek ICO’suna göz atabilirsiniz. Detaylı bir Whitepaper ve izlenecek yol haritası, proje için açıkça belirtilmiş hedefler, tarafsız bir uzman tarafından yapılan yorumlar ve geliştiricilerin kimliklerini açıklamış olması… Tüm bunlar meşru bir etkinliğe işaret eder.

Muhtemel bir ICO düzenbazlığını gördüğümüzde nasıl anlarız?

Bir ICO’nun potansiyel olarak dolandırıcılık amacıyla oluşturulduğuna işaret eden bir takım ip uçları vardır: Anonim geliştiriciler, emanet cüzdan bulunmaması ve açık olmayan ve gerçekdışı oluşturulmuş hedefler en bariz olanlarıdır.

Geçtiğimiz son birkaç yılda cryptocurrency topluluğu düzenbazlık amacıyla oluşturulmuş bir takım ICO etkinlikleriyle uğraşmak zorunda kaldı. Bu etkinlikler arasında yaygın olarak görülen ve farkına vardığınızda tehlikeli olma potansiyeli olan firmalardan kaçınmanızı sağlayacak bazı olumsuz bulgular vardır:

  • Projenin geliştiricileri ya anonimdir ya da topluluktaki kimse tarafından tanınmazlar. Eğer ki ICO’nun arkasındaki kişiler kimliklerini ortaya koymuyorlarsa hortumculuk faaliyetlerini denerken kendilerini daha güvende hissedeceklerdir.
    Katkılar için bir emanet cüzdan oluşturulmamış olması. Eğer ki projeye yapılan katkıların tamamı projenin sahiplerinde toplanıyorsa, onları parayı alıp kaçmaktan alıkoyan hiç birşey yok demektir.
  • Gerçekdışı ve açık olmayan hedefler. Projenin tam net olarak oluşturulmuş, gerçekçi bir yol haritası yoksa bu, projeyi oluşturan kişilerin ne yaptıklarından haberi olmadığını gösterir, ki bu en iyi senaryo. En kötü ihtimalle gerçekten birşey yapmayacakları için hiç umurlarında bile değildir.
  • Şeffaflık olmaması. Günümüzde, devam etmekte olan işin aşamalarını insanlara açıkça göstermek crypto dünyasında bir sektör standartı olarak görülür. Eğer ki geliştiriciler yazdıkları kodlardan parçalar göstermiyorlarsa, ürünlerin demo/beta versiyonlarını yayınlamıyorlarsa, o zamana kadar kaydettikleri gelişmelerle ilgili kamera arkası görüntüleri ya da başka türden bir kanıt sunmuyorlarsa, bu gayet de onların zaten gösterecek birşeyleri olmadığı anlamına gelebilir.

Eğer ki yukarda belirtilen bulgulardan birine, özellikle bunlardan birkaçına sahip bir ICO projesine rastlarsanız, o projeye katkı yapmaktan kaçınmanız en iyisi olur.

Bitcoin Nedir?

Bitcoin, elektronik ortamda yaratılan ve saklanan dijital bir para birimidir. Kimsenin kontrolü ve düzenlemesi altında değildir. Dolar ve euro para birimleri gibi kağıda basılmaz; matematiksel çözümlemeler yapan yazılımlar aracılığıyla, bilgisayar ortamında kişiler ve sayıları giderek artan işletmeler tarafından üretilir.

Cryptocurrency adı verilen ve giderek gelişen bir para türünün ilk örneğidir.

Bitcoin’i normal para birimlerinden ayıran şey nedir?

Bitcoin, elektronik ortamda alışveriş yaparken kullanılabilir. Bu bağlamdan bakıldığında, dijital olarak ticarette kullanılabilen dolar, euro veya yen gibidir.

Ancak, Bitcoin’in en ayırt edici özelliği, onu klasik para birimlerinden farklı kılan şey, merkezsizleştirilmiş olmasıdır. Bitcoin Ağı’nı tek bir kişi veya kurum yönetmez. Bu durum da bazı insanların işine gelmekte çünkü bu aynı zamanda bankaların paraları üzerinde hakimiyet kuramaması anlamına geliyor.

Bitcoin’in yaratıcısı kim?

Satoshi Nakamoto, matematiksel temellere dayanan bir elektronik ödeme sistemi olan Bitcoin’i ilk defa ileri süren bir yazılım geliştiricisidir. Ortaya sürülen fikir ise oldukça düşük aktarım ücretleriyle, hemen hemen anlık bir şekilde transfer edilebilen ve herhangi bir merkezi otoriteden bağımsız bir para birimi oluşturmaktı.

Bitcoin’i kimler basar?

Hiç kimse. Bu para birimi, insanlara açıklama yapmak zorunda olmayan ve kendi kurallarını kendisi oluşturan bir merkez bankası tarafından gizlice kağıda basılmıyor. Bu bankalar, en basit şekilde anlatırsak, devlet borçlarını ödemek için durmaksızın para üretebilir ve kendi para birimlerinin değerinin kaybetmesine yol açarlar.

Bitcoin, bunun aksine, herkesin katılabileceği bir topluluk tarafından dijital olarak üretilir. Bitcoin’ler, dağıtılmış bir ağda bilgisayar gücü kullanılarak “madenden çıkartılır”. Ağda aynı zamanda bu sanal para birimiyle yapılan ticari faaliyetler de işlemden geçilir ve böylece de Bitcoin’i kendine has ödeme sistemine dönüştürür.

Yani sınırsız miktarda bitcoin üretilemez?

Aynen öyle. Bitcoin prokolüne göre (Bitcoin’in çalışmasını sağlayan kurallar bütünü)“madenciler”’in çıkarabileceği toplam Bitcoin miktarı 21 milyonla sınırlıdır. Ancak, bu coinler daha küçük birimlere bölünebilirler. (Bölünebilen en küçük birim bir bitcoinin yüzmilyonda biridir ve bu birime yaratıcısının ismi olan “Satoshi” adı verilir.)

Peki bitcoin neye dayandırılmıştır?

Klasik para birimleri altına veya gümüşe dayalıdır. Teorik açıdan bakıldığında, bankaya $1 verirseniz karşılığında bir miktar altın alabilirsiniz.(her ne kadar pratikte bu işe yaramasa da) Ancak bitcoin altına değil matematiğe dayanır.

Dünya’nın her yerinde insanlar Bitcoin üretmek için belirli bir matematik formulüyle çalışan yazılımları kullanıyorlar. Bu formüllere de , kontrol edilebilmeleri için, ücretsiz erişim mümkündür.

Ayrıca, yazılımlar da, programın yapması gereken şeyleri yaptığından emin olunabilmesi için açık kaynaklıdır.

Bitcoin’in kendine has özellikleri nelerdir?

Bitcoin, kendini hükümet kontrolü altındaki para birimlerinden ayıran birkaç özelliğe sahiptir.

  • Merkezsizleştirilmiş olması

Bitcoin ağı tek bir merkezi otorite tarafından kontrol edilmez. Bitcoin “madenciliği” yapan ve ticari faaliyetleri işlemden geçiren her bilgisayar ağın bir parçasını oluşturur ve bu bilgisayarlar beraber hareket ederler. Bu da ,teorik olarak, herhangi bir merkezi otoritenin finansal politikaları kurcalayıp ekonomik iflaslara yol açamayacağı, ya da , Avrupa Merkez Bankası’nın 2013’te Kırım’da yaptığı gibi, insanların ellerinden bitcoinlerini alamayacağı anlamına gelir. Ayrıca, herhangi bir sebepten dolayı ağın bir kısmı çevrımdışı kalsa da para akışı devam eder.

  • Kurulumu kolaydır

Günümüz bankaları, bir banka hesabı açmak isteseniz bile bin dereden su getirtir. Ticari banka hesabı açmak zaten bürokrasi tarafından zorunlu tutulmuş başlı başına bir Kafkavari, yani son derece absürt, bir iştir. Ancak, saniyeler içinde, sorgusuz sualsiz ve hiçbir ödeme yapmadan bir bitcoin adresi oluşturabilirsiniz.

  • Anonimdir

Yani kısmen anonim sayılır. Kullanıcılar birden fazla bitcoin adresi kullanabilir ve bu adresler bir isme, ev adresine ya da diğer herhangi bir kişisel bilgiye bağlı olarak oluşturulmaz. Ancak…

  • Tamamen şeffaflık hakimdir

… bitcoin, blockchain adı verilen gelişmiş bir hesap defterinde ağda gerçekleşen bütün ticari faaliyetlerin kaydını tutar.

Blockchain herşeyi barındırır.

Eğer herkese açık bir bitcoin adresiniz varsa, insanlar bu adreste ne kadar bitcoin olduğunu görebilir; sadece kime ait olduğunu bilemezler.

Ayrıca, sürekli aynı bitcoin adresini kullanmamak gibi ya da tek bir adrese büyük miktarlarda bitcoin transferi yapmamak gibi , yaptığınız işlemlerin şeffaflığını azaltmanıza yardımcı olacak yöntemler de mevcuttur.

  • Aktarım ücretleri minimaldir

Bankanız, aynı bankaya ait başka bir hesaba para aktarırken bile $10 gibi bir ücret kesebilir ancak Bitcoin’de böyle birşey yoktur.

  • Hızlıdır

Herhangi bir yere para göndermek istediğinizde, bitcoin ağında aktarım faaliyeti işlenir işlenmez, ödemeniz ulaşır,ki bu da sadece bir kaç dakika sürer.

  • Geri ödemesizdir

Bitcoinlerinizi birine transfer ettikten sonra, alıcı size geri göndermediği müddetçe geri almanız mümkün değildir. Giden gitmiştir.

Özetleyecek olursak, teorik açıdan baktığımızda bitcoin pek çok havalı özelliğe sahip. Ama pratikte işleyiş nasıldır? Daha fazla bilgi için “Bitcoin’ler Nasıl Çıkartılır”, “Bitcoin Aktarımı Yapıldığında Tam Olarak Ne Gerçekleşir” ve “Ağda Herşeyin Kaydı Nasıl Tutulur” başlıklı yazıları okuyabilirsiniz.